HİCRÎ IV. ASIRDA İSLÂMÎ İLİMLER ULUSLARARASI KİTAP BÖLÜMÜ YAZI DAVETİ

Sizleri Hicri Dördüncü Asırda İslâmî İlimler adıyla uluslararası bir yayınevi tarafından e-kitap olarak basılacak olan editörlü kitaba aşağıda belirtilen hususlarla ilgili bir konuyla bölüm yazarı olarak katılmaya davet ediyoruz.

Gerekçe

İslâmî ilimlerin nasıl başladığını ve ilk asırlarda nasıl geliştiğini öğrenmek oldukça mühim bir konudur. Zira daha sonraki dönemlerde ve günümüzde gelinen noktayı görebilmek, nasıl bir evrilme yaşadığını anlayabilmek için ortaya çıkış ve gelişme sürecini iyi bilmek gerekir.

Biz de İslâmî ilimlerin nasıl ve hangi şartlarda zuhur ettiğine, nasıl bir süreç takip ettiğine dair bazı tespitlerin yapılmasına imkân vermek amacıyla İslâmî ilimlerin zuhûr ettiği ilk asrı ve ondan sonraki yüzyılları, asır asır işlemekteyiz. Bu çerçevede her bir yüzyılı bir kitaba konu ederek, o asırdaki İslâmî ilimleri bir bütün olarak incelemekte ve günümüze kadar getirmeye çalışmaktayız. Bununla, temel İslâmî ilimlerin nasıl ortaya çıktığını, nasıl geliştiğini, hangi konularla başladığını, bunların nasıl bir seyir takip ettiğini, yüzyıllar sonra bugün bildiğimiz hususlarla ne derecede örtüştüğünü, bugün İslam alemi olarak yaşamakta olduğumuz birtakım sorunlarla herhangi bir alakasının olup olmadığını, tarihî süreç içerisinde herhangi bir yerlerde bazı kırılmaların, değişimlerin, farklılaşmaların yaşanıp yaşanmadığını ortaya koymak, böylece İslam ilim, kültür ve medeniyetine katkı sağlamak hedeflenmiştir.

İslâmî ilimler açısından hangi asırlarda daha çok ilmî etkinlik ve hizmetlerin ortaya konulduğunu, hangi asırların ilmî faaliyetler bakımından daha zengin ve daha parlak olduğunu, hangi asırlarda ilmî çalışmaların zayıf ve yetersiz kaldığını; ilmî faaliyetlerin zengin veya zayıf olmasının, o asırlardaki genel gidişatla, yönetim, siyaset ve sosyo-kültürel durumlarla ilişkisinin ne düzeyde olduğunu, toplumsal şartların ilmî faaliyetlerin azalıp çoğalmasında, kaliteli veya zayıf olmasında nasıl bir rol aldığını, hangi şartlarda ilimlerin çeşitlenip zenginleştiğini, hangi koşulların ilmî çalışmaları gerilettiğini, ilmî hizmet ve faaliyetlerin coğrafi bölgelerle ve o bölgelerdeki insan, iklim, doğa gibi unsurlarla bir ilişkisinin olup olmadığını, herhangi bir asırda herhangi bir bölgede ilmî faaliyetler çeşitlenip zenginleşmişse bunda hangi faktörlerin etkin olduğunu tespit etmeye gayret göstermekteyiz.

Daha Önceki Faaliyetler

2020 yılında Hicrî Birinci Asırda İslâmî İlimler başlığıyla hicrî birinci asırda İslâmî ilimlerin doğuşunu, kuruluşunu, yeşermesini ortaya koymaya çalıştık. İslâmî ilimlerin doğup neşv ü nema bulmasında Hz. Peygamber ve sahabenin yerini ve rolünü göstermeye çalıştık. Yine bu asırda tâbiûn halkasına mensup âlimlerin İslâmî ilimlerin gelişmesindeki konumlarını ve etkilerini gözler önüne sermeye çalıştık. Bu asırda meydana gelen gelişmeleri, bunların sebeplerini, sonuçlarını ve daha sonraki asırlara yansımalarını serdetmeye gayret ettik. Bu maksatla düzenlediğimiz edit kitap çalışmamıza 16 farklı ülkeden gelen çok sayıda makale içerisinden 50 tanesi hakem sürecinden geçirilerek edit kitap halinde Hicrî Birinci Asırda İslâmî İlimler (İstanbul: Ensar Neşriyat, 2020, 2 cilt) adıyla e-kitap olarak neşredildi.

2021 yılında pandemi sebebiyle ara verdiğimiz bu faaliyetimizi 2022 yılında Hicrî İkinci Asırda İslâmî İlimler başlığıyla sürdürdük ve bu asırda İslâmî ilimler alanında meydana gelen gelişmeleri işledik. Bu asrın ilk otuz –otuz beş yılında tâbiûn neslinin etkisi devam etmektedir. Onların ardından dizlerinin dibinde yetişmiş olan tebe-i tâbiîn nesli gelmektedir. Bütün bunların İslâmî ilimlerin gelişmesindeki katkılarını inceledik. Bu asrın en önemli simalarından olan İmam Ebû Hanife’yi ve İmam Malik’i ve bunların ilmî faaliyetlerini irdeledik. Bu dönemde ortaya çıkan mezhepleri, bunların daha sonraki dönemlere olan etkilerini, tefsir, hadis, fıkıh, kelam, akaid, tasavvuf, Arap dili ve belagati, kıraat, siyer, İslam tarihi, dinler tarihi gibi alanlarda öne çıkmış alimleri, eserlerini, etkilerini muhtelif yönleriyle ortaya koyduk. Bu alanlarda yazılmış ilk kurucu metinleri, bu metinlere can veren kurucu şahsiyetleri muhtelif çalışmalarla tanıtmaya gayret ettik. Ayrıca bu asırda ortaya çıkmış olmaları hasebiyle öne çıkan önemli hususlar olan mihne hâdisesini ve tercüme faaliyetlerini de kısmen işlemeye çalıştık. Bu edit kitabımıza da 14 farklı ülkeden 100 civarında çalışma gönderildi. Bunlar, hakem sürecinden geçirilerek edit kitap halinde Hicrî İkinci Asırda İslâmî İlimler (Ankara: IKSAD Yayınları, 2022, 5 cilt) adıyla e-kitap olarak neşredildi.

2023 yılında Hicrî Üçüncü Asırda İslâmî İlimler başlığıyla serimizi sürdürdük ve bu asırda İslâmî ilimler alanında meydana gelen gelişmeleri işledik ve burada da muhtelif ilimlerin gelişmesinde hicrî üçüncü asrın rolü üzerinde durduk. Bu çalışmada hicrî üçüncü asrın tefsir, hadis, fıkıh, kelam, mezhepler tarihi, tasavvuf, Arap dili, kıraat; ayrıca tarih, siret, coğrafya, astronomi, edebiyat gibi alanlarda tebârüz etmiş önemli isimlerini ve ortaya konulmuş mühim eserleri işledik. Bu asır âdeta hadis ilminin altın çağıdır. Buhârî ve Müslim başta olmak üzere hadis alanının en önemli isimleri, Sahîh-i Buhârî, Sahîh-i Müslim gibi en muteber eserler bu asırda vücut bulmuştur. Vefat tarihi bu asırda olduğu için İmam Şâfiî, Ahmed b. Hanbel gibi alimler de bu asrın çok mühim simaları olarak işlendi. Bakî b. Mahled, Yaya b. Sellâm gibi tefsir alanında tebârüz etmiş şahsiyetler ve daha birçok alim ve eserleri de bu kapsamda ele alındı. Bu asır, tercüme faaliyetleri gibi çok mühim olayların ve mihne gibi son derece üzücü hâdiselerin etkin olduğu bir asırdır; bu bakımdan bunlar da irdelendi. Bu kitap serimize de büyük ilgi gösterildi. Muhtelif ülkelerden 75 civarında yazı bize ulaştı. Bu çalışmalar, önce editörler kurulunun denetiminden geçmiş ve belirlenen teknik şartlara uyup uymadığı kontrol edilmiş; şartları hâiz olmayanlar elenmiştir. Ardından şartlara uymuş olanların çalışmaları Bilim ve Danışma Kurulu üyelerine hakem olarak incelemeleri için gönderilmiştir. Bilim ve Danışma Kurulu üyelerinden gelen raporlara göre de bazı çalışmalar çıkarılmış; tashih talep edilenlerden belli bir takvim içinde düzeltmelerini yapmaları istenmiştir. Böylece 70 çalışma burada yer almıştır. Bunlardan 38 bilim insanına ait 34 bölüm ve 2 bilim insanına ait 1 İngilizce bölüm Hicrî Üçüncü Asırda İslâmî İlimler (Ankara: IKSAD Yayınları, 2023) adıyla e-kitap olarak neşredilmiştir. 40 bilim insanına ait 35 Arapça bölüm ise el-Ulûm el-İslâmiyye fi’l-Karni’s-Sâlis el-Hicrî adıyla Fas’ta (ed-Dâr el-Mağribiyye li’n-Neşr ve’t-Tevzî’, 2023) basılmıştır.

 

HİCRÎ DÖRDÜNCÜ ASRIN İSLÂMÎ İLİMLERİN GELİŞİMİNDEKİ YERİ ULUSLARARASI SEMPOZYUMU

2024 yılında da Hicrî Dördüncü Asırda İslâmî İlimler adlı kitabımızı yayımlamayı hedeflemekteyiz.

Neden Hicri Dördüncü Asır

İslam dini ve İslâmî ilimler açısından Hicrî dördüncü asır da önceki üç asır gibi oldukça önemlidir. Hicrî birinci asrı İslâmî ilimlerin tohumlarının toprağa serpildiği ve yeşerdiği; hicrî ikinci asrı da İslâmî ilimlerin boy atıp fidan haline geldiği bir asır olarak düşünebiliriz. Hicrî üçüncü asır bu ağaçların artık meyveye durduğu ve bereketli ürünler verdiği bir asırdır. Dördüncü asır ise meyvelerin olgunlaştığı ve tam kıvamına geldiği bir asırdır. Ürünlerin olgunlaşıp kemâle erdiği bu asrı, 2023 yılında muhtelif yönleriyle işlemeyi planlıyoruz. Burada hicrî dördüncü asır derken, zaman bakımından hicrî 300-399, milâdî 913-1009 yılları arasını; mekân bakımından ise bir ucu Çin seddine diğer ucu Adriyatik Denizi ile Endülüs’te Fransa sınırına dayanmış olan İslam coğrafyasını kastediyoruz.

Hicrî dördüncü asırda sekiz halife görev yapmıştır. Bu halifeler zaman zaman yönetimde etkili olabilmişlerse de çoğunlukla o zamanlar güçlü olan daha başka bazı devletlerin etkisi altında kalmışlardır. Halifenin seçimi, tahttan indirilmesi, cezalandırılması çoğunlukla bu devletlerin yöneticilerinin isteğine göre olmuştur. Asrın başında Abbasilerin on sekizinci halifesi olan Muktedir Billâh (hilafeti 295-320/908-302) halife olarak görev yapmıştır. Hicrî üçüncü asrın sonlarına doğru halife olan Muktedir Billâh, hicrî dördüncü asrın ilk yirmi yılında da hilafetini sürdürmüştür. Yaklaşık 25 yıl bu görevi sürdürmüştür ki, bu haliye en uzun süre halifelik yapanlardan biridir. Asır, Kâdir Billâh’ın hilafet döneminde (381-422/991-1031) sona ermiştir. Kâdir Billâh 41 yıl süren yönetimiyle en uzun süre bu görevi yapan ikinci Abbasi halifesi olmuştur. Bu asrın başında Endülüs Emevi Devletinde III. Abdurrahman (300-350/912-961) görev başında idi. Ardından II. Hakem (350-366/961-976), II. Hişam (366-399/976-1009) görev yapmışlardır. 399/1009 yılında II. Muhammed ve Süleyman el-Müsteîn çok kısa sürelerle görev yapmışlardır.

Bu dönemde haritadan[1] da anlaşıldığı üzere İslam coğrafyasının bir ucu Atlas Okyanusunda diğer ucu ise Çin Seddindedir. Bunun yanında Endülüs İslam Devleti de bugünkü İspanya topraklarına tamamen hâkim olmuş vaziyettedir. Müslümanlar Akdeniz’e hâkim oldukları gibi Kafkasya ve Orta Asya’da da tamamen etkin durumdadırlar. Bu asırda çok sayıda İslam devleti ve hanedanlığı bulunmaktadır. Bunları çoğunlukla Abbasi hilafetini kabul etmekle beraber kendi başlarına müstakil bir devlet veya hanedanlık durumundadırlar. Bunlar zaman zaman Abbasilerle çoğu zaman da kendi aralarında bir takım savaşlar yapmakta, zaman zaman bazı devletler veya hanedanlar diğer bir İslam devleti tarafından ortadan kaldırılabilmektedir. Bu savaş ve iç çatışmalar sebebiyle İslam coğrafyasında çok büyük oranda imar, eğitim, ticaret hareketleri görünüyorsa da yine de bazı bölgelerde bu alanlarda önemli bazı teşebbüsler olmuştur. Bu asırda siyâsî ve askerî hareketlerin daha etkili olduğunu söyleyebiliriz.

Bu dönemde Abbasî hilafetiyle münasebetleri bulunan ve zaman zaman hilafet üzerinde çok ciddi etkileri olan devletlere baktığımızda yandaki tabloda da görüldüğü gibi 10 civarında devlet ve hanedanın varlığını görmekteyiz. Bunların bir kısmı burada üzerinde durduğumuz asırdan yani dördüncü yüzyıldan önce kurulmuş ve bu yüzyıldan sonra da hayatiyetini sürdürmüştür. Bazıları ise bu yüzyılda ortaya çıkmış; bir kısmı bu yüzyılda yok olmuştur.

Bunlar çoğunlukla Türk ve İran kökenli devletlerdir. Mezhep olarak da çoğunluk itibariyle Ehl-i Sünnet/Sünni eğilime mensupturlar.

Dinî ilimler açısından baktığımızda da hicrî dördüncü asrın da üçüncü asır gibi çok verimli geçtiğini görmekteyiz. Hicrî ilk iki asırda tefsir ilmi teşekkül etmiş olmakla birlikte tefsir faaliyetlerinin yoğun bir şekilde yapılması hicri üçüncü asırda olmuştur. Bu dönemde dilsel tefsir başta olmak üzere telif edilen çok sayıda tefsirler ve öne çıkan önemli müfessirler dikkat çekmektedir. Tefsir ilminde en önemli eserler dördüncü asırda yazılmıştır. Tefsir deyince akla gelen ilk eserin İbn Cerîr Taberî’nin Câmiu’l-beyân an te’vîli âyi’l-Kur’ân adındaki eseri olduğunu söyleyebiliriz. Taberî’nin bu muazzam eseri yok sayılacak olursa tefsirde çok büyük bir eksikliğin olacağı muhakkaktır. Bu eserin ağırlıklı yanının rivâyet olduğu söylenebilir. Bunun gibi önemli olan diğer bir eser ise dirâyet yönü öne çıkan Ebû Mansûr Muhammed Mâtürîdî’nin Te’vîlâtu’l-Kur’ân adlı eseridir. Aynı zamanda Te’vîlâtu Ehli’l-Sünneh diye de bilinen eser, dört başı mamur bir tefsirdir. Hicrî dördüncü asırda çok mühim tefsir yazmış diğer alimleri şu şekilde verebiliriz: Ebû Ali el-Cübbâî, Ebu’l-Kasım el-Belhî, Ebû İshak ez-Zeccâc, Ebû Bekir İbnu’l-Münzir, Ebû Müslim el-Isfehânî, İbn Ebî Hâtim er-Râzî, Ebû Cafer en-Nehhâs, Ebû Bekir el-Cessâs, Ebu’l-Leys es-Semerkandî, İbn Ebî Zemenîn. Bunlar oldukça şöhret kazanmış olanlardır. Bunlar kadar olmasa da yine de tefsirde ehemmiyet arz eden daha başka isimler de vardır. Bunların bir kısmı tefsirlerini rivâyet, yöntemini esas alarak yazmışken, bir kısmı dirâyet yöntemini benimsemiştir. Ahkâm, lügat, tasavvuf gibi yöntemleri esas alarak yazılan çok sayıda tefsir de vardır. Yine bu müfessirlerin bir kısmı Ehl-i sünnet anlayışını benimsemişken, el-Cübbâî, el-Belhî, el-Isfehânî gibileri Mutezilî anlayış üzere eserlerini yazmışlardır. Ebu’l-Kasım Furat el-Kûfî, Ebu’n-Nasr el-Ayyâşî es-Semerkandî, Ebu’l-Hasan Ali b. İbrahim el-Kummî gibi alimler de Şiî perspektifle tefsirlerini yazmışlardır.

Hicri dördüncü asır hadis ilmi açısından daha fazla önemli olmakla birlikte dördüncü asır da azımsanmayacak bir öneme sahiptir. Asrın başında vefat eden Ebû Abdirrahman en-Nesaî, en önemli sünen kitaplarından birinin sahibidir. Nesaî aynı zamanda tefsiri olan önemli bir müfessirdir. Ebu’l-Kasım et-Taberânî, hadis ilmi açısından vazgeçilmez bir alimdir. Yazdığı Mu’cemlerle hadis ilmine çok şey katmıştır. Taberânî’nin et-Tefsîr el-Kebîr adında tefsirle de ilgili mühim bir eseri vardır. Ebû Ya’la el-Mevsilî, Ebû Bekir İbn Hüzeyme, Ebû Avâne el-İsferâyinî, Ebû Hatim İbn Hibbân, Ebu’l-Hasan ed-Dârekutnî, hadis usulü alanında ilk eser yazmış olan Ebû Muhammed Râmhürmüzî ve daha çok sayıda önemli hadis alimi bu dönemde yaşamış ve mühim eserler yazmışlardır. Bu asır müstedrek, müstahraç gibi tasnif türlerinin de öne çıktığı bir asırdır. Etraf hadislerinin ve daha önce yazılmış hadis kitapları üzerine yazılan şerhlerin de ilk örnekleri bu asırda yazılmıştır. Ehl-i Sünnetin nazarında Buhârî’nin konumu neyse Şia’nın da o şekilde değer verdiği el-Kâfî bu dönemde el-Kuleynî tarafından hazırlanmıştır.

Hicrî dördüncü asır özellikle itikâdî mezhepler açısından çok mühimdir. Mutezile mezhebi hicri ikinci asırdan itibaren gittikçe güçlenmeye ve iktidarın da desteğiyle bütün bölgede yayılmaya başlamışken; bu büyük ilgi sayesinde kurumsal bir hal almışken, Ehl-i sünnetin henüz kurumsallaşmış bir yapısı mevcut değildi. Gerçi İmam Ebû Hanife’den itibaren başlamak üzere İmam Malik, İmam Şafii, Ahmed b. Hanbel ve daha başka bazı alimler itikâdî/kelâmî konuları eserlerinde ele alıp işlemişlerdi ancak henüz bu konuda Ehl-i sünnete ait disiplinli bir mezhep hasıl olmuş değildi. İşte bu asırda ortaya çıkan Ebû’l-Hasan el-Eş’arî ve Ebû Mansûr el-Mâtürîdî, Ehl-i sünnet ekolünün iki büyük itikadi mezhebini kurarak kurumsal bir kimlik kazandırmışlardır. El-Eş’arî önceleri Mutezile mezhebine mensupken, bu mezhebin görüşlerini nasslara ve akla aykırı bularak bu mezhepten ayrılarak mezhebini kurmuştur. Bu alimlerin ikisi de hicrî dördüncü asrın alimleridir. Bugün Müslümanların çok büyük kısmı Ebu’l-Hasan Eş’arî’nin kurduğu Eş’ariye mezhebine; diğer kısmı ise Ebû Mansûr Mâtüridî’nin kurduğu Mâtürîdiye mezhebine mensupturlar. Bunun dışında Ebû Ali el-Cübbâî ve Ebu’l-Kasım el-Belhî tefsir alimi olmaları yanında aynı zamanda çok önemli birer Mutezili kelam alimleridir ve mezheplerini hararetle savunmuşlardır. Şeyh Müfid ve İbnu’l-Cuham da Şia’nın önemli alimleridir.

Fıkıh ilmi açısından bakıldığında her ne kadar amelî/fıkhî mezhepler daha önce zuhur edip şekillenmişlerse de bu mezheplerin kurumsallaşması ve kurucu metinlerin oluşturulması bu asırda artarak devam etmiştir. Birer ahkâm tefsiri olan Ebu Cafer et-Tahavî ve Ebû Bekir el-Cessâs aynı zamanda büyük birer fıkıh bilginidirler. Özellikle Hanefi fıkhının temel usul eserlerinin en önemlilerinden bir kısmı bu iki alim tarafından yazılmıştır. Ebû Ali el-Berdeî, Ebu’l-Hasan el-Kerhî, Ebû Bekir el-İskâf, aynı zamanda bir müfessir olan Ebu’l-Leys es-Semerkandî Hanefî mezhebinin yayılmasına bu dönemde hizmet eden alimlerden bazılarıdır. Aynı şekilde Şafiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerinin de çok önemli alimleri bu asırda mezheplerinin temelini teşkil eden eserler vücuda getirmişlerdir. Ebu’l-Abbas İbn Süryec, Ebû Avâne Yakup b. İshak, Ebu’l-Abbas Yakup b. Asamm, Ebû Bekir İsmail el-Kaffâl el-Kebîr bu asırda Şafiî mezhebini yayan alimleden bazılarıdır. Ebû Bekir el-Hallâl, Ebu’l-Kasım el-Hırâkî gibi alimler de bu asırda Hanbeli mezhebine büyük hizmet etmiştir. İbn Ebî Zeyd el-Kayrevânî, Ebû Ömer el-Mâlikî, İbrahim b. İshak b. Ebî Zerd el-Emevî et-Tuleytulî gibi alimler de Maliki mezhebini yaymışlardır. Caferî/Şiî fıkhı açısından en öenmli isimler aynı zamanda mühim bir hadisçi olan el-Küleynî ile İbn Babeveyh el-Kummî’yi zikredebiliriz.

Ebû Bekir İbnu’l-Enbârî de Arap dili yanında ayrıca kıraat konusunda da önemli eserler yazmıştır. Ebû Bekir en-Nakkâş da tefsirciliği yanında kıraat alanında önemli hizmetler yapmıştır. İbn Ebî Dâvud es-Sicistânî’nin Kitâbu’l-Mesâhif; Ebû Bekir İbn Mücahid’in Kitâbu’s-Seb’a fi’l-Kıraât; Ebû Bekir İbnu’l-Enbârî’nin Kitâbu İzâhi’l-Vakfi ve’l-İbtidâ; aynı zamanda önemli bir müfessir olan Ebû Cafer en-Nehhâs’ın el-Kat’ ve’l-İtnâf adlı eserleri de bu asırda kıraat alanında oluşturulmuş çok değerli eserlerdir. Asrın dikkat çeken diğer kıraat alimleri arasında Ebû Mansur el-Ezherî el-Herevî, Ebû Abdillah İbn Hâleveyh, Ebu’l-Feth İbn Cinnî, İbn Ğalbûn, Ebû Bekir b. Mihrân gibi isimleri de zikredebiliriz.

Lügat alanında Zeccâc ve Nehhâs gibi aynı zamanda müfessir olan alimlerin yanında bir de Ebû Ali el-Fârisî’yi ve öğrencisi İbn Cinnî’yi zikretmek gerekir ki ikisinin de nahiv konularıyla ilgili çok sayıda eserlerinin olduğu belirtilmiştir. İbrahim b. Muhammed b. Arafe Nefduye de önemli bir lügat alimidir. Endülüs dil ekolü açısından da Ebû Bekr Muhammed ez-Zübeydî’yi zikretmek gerekir.

Tarih alanında dönemin ve belki de bütün dönemlerin en önemli eseri olan Târîhu’l-Ümem ve’l-Mülûk adlı eser ve müellifi İbn Cerir et-Taberî, Murucu’z-Zeheb, Ahbâru’z-Zaman, et-Tenbih ve’l-İşrâf gibi eserler ve bunların müellifi Ebu’l-Hasan Ali el-Mes’ûdî, Ahlâku’n-Nebi ve âdâbuhu adlı eser ve müellifi Ebu’ş-Şeyh İbn Hayyan el-Isfehani gibi alimler zikredilmesi gereken önemli eserler ve tarihçilerdir.

Tasavvufta Hallac-ı Mansûr, Ebû Nasr es-Serrâc, Ebû Said b. Arabî, el-Hakîm et-Tirmizî, Muhammed b. İbrahim Kelâbâzî, Ebû Talip el-Mekkî dönemin en önemli tasavvuf alimleridir. Tasavvuf bu dönemde temel bazı mevzular üzerinde yoğunlaşarak mesail, mebadi’ ve yöntemi olan müstakil bir disiplin haline gelmeye başlamış ve bir ilim olarak ortaya çıkmıştır. Başta şatahat, semai tevekkül olmak üzere bazı konularda tasavvuf erbabı kendi içinde bazı tartışmalar yaşamış; ayrıca tasavvuf dışı bazı disiplişn mensupları tarafından da sert bir şekilde eleştiriler yapılmıştır.

Felsefe alanında dönemin yetiştirdiği en önemli alim Ebu’n-Nasr Muhammed el-Farabî’dir. Farabî İslam felsefesini metot, terminoloji ve problemler açısından temellendirmiştir. Daha başka alimler de bu asırda felsefeyle uğraşmışlardır.

Tıp alanında eser yazan dönemin önemli alimi Ebû Bekir b. Huzeyme Muhammed b. Zekeriya er-Razi’dir. Ali b. Abbas ve Ali b. İsa da bu dönemde tıp alanında önemli hizmetler yapmışlardır. Bu asırda tıp gibi tarih, siyer, coğrafya, içtimâiyat gibi alanlarda eser yazan alimleri de vardır.

Bu asırda bazı önemli hâdiseler de gerçekleşmiştir. Dönemin en önemli hâdiselerinden biri de Karmatilerin asrın ilk yirmi yılında estirdiği terördür. Bunlar hem Basra, Bağdat, Kufe gibi Irak şehirlerinde, hem Mekke, Medine gibi Hicaz bölgesinin kutsal iki şehrinde büyük katliamlar yaptılar. Hacrü’l-Esved’i yerinden söküp 22 yıl yanlarında tuttular. Ancak bundan sonra getirip yerine koydular. Bu dönemde irili-ufaklı muhtelif iç isyan ve karışıklılar, halifelerin azli, öldürülmesi veya işkenceye maruz bırakılmaları, bazı müslüman devletlerin yöneticilerinin hilafete saldırıları, yaşanan bazı ekonomik sorunlar, din ve mezhep eksenli bazı isyanlar, başta Bağdat ve çevresinde olmak üzere bir takım salgın hastalıkların baş göstermesi, kuduz vakalarının önüne geçilmeyecek kadar çoğalması; binlerce insanın bu hastalıklardan dolayı ölmesi; depremler, aşırı yağmurların yağması ve benzeri bir takım doğal afetler gibi hâdiseler de yaşanmıştır. Bu asırda yapılmış olan önemli savaşlar, fethedilen yeni bölgeler, yaşanan siyasi hadiseler, komşu ülkelerle münasebetler, sosyal ve ekonomik hareketlilik gibi önemli faaliyetler de sempozyumun kapsamına girmektedir.

Görüldüğü gibi hicrî dördüncü asır, birçok ilim açısından oldukça hareketli ve verimli bir asırdır. Buna göre hicrî üçüncü asırda belirtilen tarihler arasında vefat etmiş olan bütün alimler sempozyumun kapsamı içerisine girer. Yine bu yıllar arasında yazılmış kitaplar, kurulmuş mezhepler, meydana gelmiş önemli olaylar, sunulmuş önemli hizmetler, kurulmuş önemli müesseseler de sempozyumun konuları arasındadır.

Kapsam

Bu kitapta hicrî dördüncü asırda (300-399 h./913-1009 m. yılları arasında) yaşanmış, meydana gelmiş tüm bu önemli hâdiselerin, bu devirde yaşamış kişilerin, yazılmış eserlerin, üretilmiş kavram ve konuların özellikle dönemle ilgisi ve ilişkisi çerçevesinde işlenmesi hedeflenmektedir.

Konu Başlıkları

Tarih Araştırmaları: Hicrî dördüncü asırda Siyer ve İslam Tarihi, Medeniyet Tarihi, Kurumlar Tarihi, Sanat Tarihi alanlarına giren bütün gelişmeler, kişi, eser, konu ve kavramlar

Kur’an Araştırmaları: Hicrî dördüncü asırda Mushaf İncelemeleri, Kur’an Tarihi, Kıraat, Kıraat Tarihi, Ulûmu’l-Kur’an, Tefsir, Tefsir Usûlü ve Tarihi alanına giren bütün gelişmeler, kişi, eser, konu ve kavramlar

Hadis Araştırmaları: Hicrî dördüncü asırda Hadis, Hadis Usûlü ve Tarihi kapsamına giren bütün gelişmeler, kişi, eser, konu ve kavramlar

Fıkıh Araştırmaları: Hicrî dördüncü asırda Fıkıh, Fıkıh Usûlü ve Tarihi kapsamına giren bütün gelişmeler, kişi, eser, konu ve kavramlar

Akaid Araştırmaları: Hicrî dördüncü asırda Kelam/Akaid, Kelam Tarihi, Mezhepler Tarihi, Dinler Tarihi kapsamına giren bütün gelişmeler, kişi, eser, konu ve kavramlar

Dil Araştırmaları: Hicrî dördüncü asırda Arap Dili Belagati ve Tarihi, Müslümanların kullandığı diğer diller kapsamına giren bütün gelişmeler, kişi, eser, konu ve kavramlar

Tasavvuf Araştırmaları: Hicrî dördüncü asırda Tasavvuf ve Tasavvuf Tarihi kapsamına giren bütün gelişmeler, kişi, eser, konu ve kavramlar

Felsefe ve İslam Düşüncesi Araştırmaları: Hicrî dördüncü asırda Felsefe, Mantık, İslam Düşüncesi, İslam Tefekkür Tarihi kapsamına giren bütün gelişmeler, kişi, eser, konu ve kavramlar

Din ve Siyaset Araştırmaları: Hicrî dördüncü asırda din-siyaset arasındaki ilişki, siyasilerin dine yaptıkları müdahaleler ve buna müteallık bütün gelişmeler, kişi, eser, konu ve kavramlar

Tıp ve Tabiî Bilimler: Hicrî dördüncü asırda tabiî bilimlerin durumu ve dinî ilimlerle olan ilişkileri ve bu alanda meydana gelen bütün gelişmeler, kişi, eser, konu ve kavramlar

Sosyoloji ve Psikoloji Araştırmaları: Hicrî dördüncü asırda sosyoloji veya psikolojiyle ilişkilendirilebilecek çalışmalar, asrın sosyolıjik yönden tahlili, yönetici, alim, tüccar ve diğer işlerleilgilenenlerle ilgili psikolojik değerlendirmeler

Çalışmaların Muhtevasına Dair Bazı Hususlar

Bu kapsamda aşağıdaki hususların dikkate alınması gerekmektedir:

1 – Gönderilecek çalışmaların özgün olması gereklidir. Daha önce başka bir yerde yayımlanmış bir çalışma aynen veya ufak-tefek bazı değişliklerle gönderildiği takdirde kabul edilmeyecektir.

2 – Yazarın konuyu yeni ve farklı bir perspektifle ele alıp işliyor olması gerekir. Bilinen bir konuyu bilinen yöntemlerle işleyen çalışmalar kabul edilmeyecektir.

3 – Mutlak surette dönemle ilgili olması gerekir. Hicrî 300-399 h./913-1009 m. aralığı dışında olan konular kabul edilmeyecektir.

4 – Çalışma ilk kez burada yayımlanıyor olmalıdır. Dönemle ilgili tezi olan arkadaşlar ilgili konuyu yeninden ve mevcut halinden farklı olarak hazırlayıp gönderebilir.

5 – Çalışmaların mutlaka bilimsel ve akademik bir üslup ile ele alınmış olması gerekir.

6 – Kitapta bir kişiye ait sadece bir bölüm kabul edilir.

7 – Çalışmalar Türkçe yanında Arapça ve İngilizce de olabilir.

8 – Basım için herhangi bir ücret söz konusu değildir, ayrıca kimseye de çalışması sebebiyle herhangi bir ücret ödenmeyecektir.

9 – Çalışmaların boyutu 5 bin kelimeden az, 17 bin kelimeden çok olmamalıdır.

10 – Çalışmayı gönderen mutlaka dosyasını şu şekilde adlandırmalıdır: Mesela: Kitap_Tefsir_H_Aydar; Kitap_Hadis_H_Aydar; Kitap_Kelam_H_Aydar gibi. Önce gönderdiği çalışmanın kitap bölümü olduğunu belirtmek üzer Kitap yazmalı, sonra alanını, daha sonra adını-soyadını yazmalıdır.

11 – Çalışmalar kesinlikle aşağıda belirteceğimiz şablona göre olmalıdır. Şekil olarak şablona uymayan çalışmalar kabul edilmeyecektir.

 

KİTAP BÖLÜMÜ YAZISI YAZARKEN ESAS ALINMASI GEREKEN ŞABLON (İSNAD ATIF SİSTEMİ)

1 – Yazıların bütünlük arz etmesi ve dizgisinin daha rahat yapılması açısından yazarın aşağıdaki hususlara mutlaka riayet etmesi ve yazsını buna göre yazması gerekir.

2 – Gelen yazılar, önce editörler kurulu tarafından incelenecektir, sonra bilim kurulu tarafından değerlendirilecektir. Burada belirtilen hususlara uymayan veya özgün olmayan yazılar kabul edilmeyecektir.

3 – Yazılarda İsnad Atıf Sistemi birinci, ikinci veya üçüncü versiyonundan biri esas alınabilir. Katılımcıların mutlaka yazılarını buna göre hazırlamaları gerkemektedir. Buna göre hazırlanmamış yazılar kabul edilmeyecktir.

4 – Başlıkların aşağıdaki gibi İngilizcelerinin de yazılması şarttır.

 

HİCRÎ DÖRDÜNCÜ ASIRDA TEFSİR

(TAFSEER IN THE FOURTH HIJRI CENTURY)

5 – Yazar bilgisi mutlaka aşağdaki gibi olmalıdır:

Hidayet Aydar

Prof. Dr., İstanbul Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi, Tefsir Anabilim Dalı

Professor, Istanbul University, Faculty of Theology, Department of Tefsir İstanbul, Türkiye hidayet@istanbul.edu.tr Orcid.org/0000-0002-7563-5073

6 – Yazıda başlıkandırmalar ondalık sistem esas alınarak verilmelidir. ÖrneK:

1. ______________________________________

1.1. ________________________________

1.1.1. ________________________

2. _______________________________________

2.1. ____________________________________

2.1.1. ______________________________

Metin içinde bütün başlıkların ilk harfi büyük diğer harfler küçük ve koyu yazılmalıdır:

GİRİŞ (Lütfen yazıda Özet, Önsöz veya benzer bir şey olmasın, anahtar kelimelere yer verilmesin, yazı direkt Girişle başlasın)

Giriş (Yazarlardan mutlaka girişte belirtilen hususlara uymaları beklenir. Giriş en fazla 2 sayfa olmalıdır).

1 – Burada yazar öncelikle işleyeceği konu/kişi/kavram/olay vesaireyi tarihi arkaplanı itibariyle ele almalıdır. Yani o konuda başlangıçtan, kendi çalışmasını yapacağı döneme kadar neler olmuş-bitmiş bunları özlü bir şekilde yazmalıdır.

2 – Sonra bu çalışmada hangi konular üzerinde duracak, ana hatlarıyla bunlar yazmalıdır.

3 – Sonra yaptığı çalışma veya benzer çalışmalar yapılmış mıdır yahut konuyla ilgili başka çalışmalar var mıdır? Şayet varsa bunlara değinmeli ve yaptığı bu çalışmanın onlardan farklı yanı, özgün yanını belirtmelidir.

4 – Eğer bu konuda herhangi bir çalışma yoksa veya benzer bir çalışma yapılmamışsa bunu da belirtmelidir.

5 – Sonra araştırma yöntemini belirlemeli, bu çalışmayı hangi usul ve esaslar dâhilinde ve nasıl bir araştırmayla yaptığını belirtmelidir.

6 – Sonra bu çalışmayla alana nasıl bir katkı sağlamayı düşündüğünü, nasıl bir katkı vermiş olacağını belirtmelidir.

Sonuç

1 – Sonuçta konu özetlenmeyecek, çalışma boyunca elde edilen neticeler üzerinde durulacak, bunlar madde madde verilebileceği gibi madde olmaksızın paragraflar halinde de verilebilir.

2 – Sonuçta ayrıca çalışmada yaşanan zorluklara değinilecek, varsa eksik kalan taraflardan bahsedilecek, mümkünse başkalarına bu alanda yapılabilecek çalışmalara dair önerilerde bulunulacaktır.

Sayfa Düzeni: Sağ, sol, alt, üst 2,5

Paragraf aralığı: Aşağıdaki gibi olacak

Dipnot: Aşağıdaki gibi olacak

Yazı Stili:

Metin içinde: Times New Roman 12

Dipnotlarda: Times New Roman 10

Not:

1 – Metinde geçen kişi, eser, şehir, ülke, yer adı gibi kelimelerin yazımında DİA esas alınacaktır.

2 – Şayet DİA’da geçmiyorsa yazar en uygun yazımı tercih edebilir. Bu yazım bütün metinde aynı olmalıdır, yani metin içi tutarlılık olmalıdır.

3 – Unvanların İngilizce yazımı:

Prof. Dr. = Prof. Dr.

Doç. Dr.= Associate Prof.

Dr. Öğretim Üyesi = Dr. Faculty member

Öğretim Görevlisi = Teaching Assistant

Araştırma Görevlisi = Research Assistant

Metinde adı geçen şahısların vefat tarihleri “(ö. Hicrî/Milâdi)” olarak ilk geçtiği yerde belirtilir: Ebû İshâk es-Saffâr (ö. 534/1139).

Apostrof Kullanımı: “Saffâr’ın (ö. 534/1139) kelâm müdâfaası …”.

Âyetlerin Yazımı ve Kaynak Gösterimi:  “İnananlar o kimselerdir ki Allah anıldığı zaman kalpleri titrer.” (el-Enfâl 8/2).

Tevrat ve İncil’in Kaynak Gösterimi: Yaratılış 11/25. Matta 1/13.

Hadis Kaynaklarının Belirtilmesi (İsnad Atıf Sistemi esas alınmalıdır)

Dipnot ve Kaynakçada İsnad Atıf Sistemi esas alınmalıdır.

Süreç

1 – Bu nitelikleri haiz bir yazıyla kitap bölümü yazmak isteyenler, bölümün özgün ve orijinal yanı ile muhtevasını ele veren en az 800 kelimelik Giriş kısmını yukarıda belirtilen esaslara uygun olarak en geç 31 Ocak 2024 Çarşamba günü saat 23.59’a kadar aşağıda belirtilen formatta, (hicridorduncuasir@istanbul.edu.tr) şeklindeki kurumsal adrese göndermelidirler.

2 – Yazıların Giriş kısmı editörler kurulunca incelenecek, uygun görülenler alanla ilgili bilim kurulu üyelerine gönderilecektir; üyelerden onay alan girişler kabul edilecek, değişiklik talep edilenler, yazı sahibine gerekli değişikliği yapması için iade edilecek, değişiklikler yapıldıktan sonra işleme alınacaktır. Üyelerin ittifakla reddettiği girişler dikkate alınmayacaktır. Bir üyenin olumlu diğerinin olumsuz kanaat belirttiği yazılar üçüncü bir üyeye gönderilecek; üçüncü üyenin kanaatine göre değerlendirme yapılacaktır. Kabulüne karar verilen girişler 11 Şubat 2024 tarihinde ilan edilecektir.

3 – Kabul edilmiş olan yazıların tam metni, en geç 31 Temmuz 2024 Çarşamba günü saat 23.59’a kadar (hicridorduncuasir@istanbul.edu.tr) şeklindeki kurumsal adrese gönderilmelidir.

4 – Yazılar Editörler Kurulu tarafından incelenecek ve tashih veya değişiklik talep edilmesi halinde istenenleri yapması için yazara geri gönderilecektir. Yazar tarafından son şekli verilen yazılar en geç 31 Ağustos 2024 tarihine kadar yukarıda geçen e-maile gönderilecektir.

5 – Bütün bu süreçler tamamlandıktan sonra kitap uluslararası bir yayınevi tarafından 2024 yılı içinde elektronik olarak tabedilerek edit kitap halinde kamuoyuna sunulacaktır.

Kimler Katılabilir

Yukarıda belirtilen konularda çalışma yapan ve yapmak isteyen her düzeyde araştırmacı ve akademisyen katılabilir.

Önemli Tarihler

Giriş göndermek için son tarih: 31 Ocak 2024
Kabul edilen yazıların ilanı: 11 Şubat 2024
Tam metin göndermek için son tarih: 31 Temmuz 2024
Tashihli halinin gönderilmesi için son tarih: 31 Ağustos 2024

Editör Kurulu

Prof. Dr. Hidayet Aydar, İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi

Doç. Dr. Ziyad Ravaşdeh İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi

Dr. Öğr. Üyesi Selim Çakıroğlu, İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi

Dr. Khadeejeh Alrawashdeh İstanbul Üniversitesi Dil Merkezi

Arş. Gör. Dokt. Öğrencisi Feyza Çelik, Kilis 7 Aralık Üniversitesi/İstanbul Üniversitesi

Dokt. Öğrencisi Hatice Ece Erçin, Türkiye/İstanbul Üniversitesi

Dokt. Öğrencisi Hani el-Gueşymî, Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi

Arş. Gör. Dokt. Öğrencisi Habine Elmas, Muş Alparslan Üniversitesi/İstanbul Üniversitesi

Yüksek Lisans Öğrencisi Abass Magham İstanbul Üniversitesi


[1]              Tarih Bilimi, “Abbasi Halifeleri Dönemi”, erişim: 14.05.2022, https://www.tarihbilimi.gen.tr/abbasi-halifeleri-donemi/

Visited 40 times, 1 visit(s) today
Close